Da Belçika Şifresi

Türkiye-Belçika maçı… Dünya Kupası elemelerinin 2. maçı… Stad Şükrü Saraçoğlu… 55 bin kişilik futbol mabedi… Hakem Stephane Lannoy, yardımcıları Fredric Cano ve Eric Dansault olacak. 20 maçta 1 kırmızı ve maç başına 4 sarı kart göstermiş. Bu istatistikler Lannoy’un sertliğe göz yuman bir hakem olduğunu açıkça belli ediyor. Hakeme itiraz dışında yapılan faullerin (çok sert olmamak kaydıyla) futbolcular için bir tehdit oluşturacağını sanmıyorum. Ancak Belçika Türkiye’ye göre faullü oynayan bir takım görüntüsünde. Zaten deplasman maçlarına kazanmak için değil, beraberlik için çıkıyorlar. Ben Belçika’nın ve Türkiye’nin son 8 maçına baktım. Belçika deplasmanda maç başına 2 gol yeme, 0.5 gol atma, Türkiye ise iç sahada 0.75 gol yeme ve 1.5 gol atma ortalamasıyla oynuyorlar. Yani biz bu maçta 1 gol yesek bile en az 2 gol atabiliriz. (Maç tahminim ortaya çıkmış oldu. 2-1 yada 4-2). Ama şuda bir gerçek ki istatistikler maç kazanmıyor…   Devamını Oku…

Özgün içerik nedir? Nasıl oluşturulur?

Merhabalar. Bende diğer yazarlarımız gibi kısaca kendimden bahsetmek istiyorum. 19 yıldır Burak Budak olarak hayatına devam eden ben şu anda Kocaeli Üniversitesinde Jeodezi ve Fotogrametri mühendisliğinde okuyorum. Bilgisayar, internet ve fotoğraf çekmek en büyük ilgi alanlarımdır. Kendimi bu yönlerde geliştirmeye çalışıyorum. Bu blogda daha çok ne yazacağıma karar veremesemde genelde internet ve bilgisayar konularında ağırlıklı yazılar yazacağım.
İlk olarak ne yazsam diye çok düşündüm, çünkü yazacağım şey benim düşüncelerim olmalıydı yani özgün olmalıydı. Çünkü özgün makaleler her zaman için internet dünyasında iyi bir yer edinirler. Bu blogda da elimizden geldiğince özgün yazılar yazmaya çalışacağımız için (bkz. İlk yazı herşeyin başlangıcıdır) benim yazacağım konuda kesinlikle özgün olmalıydı. Gerçekten çok araştırdım, bir çok arkadaşıma sorular sordum ama yazabileceğim kalitede bir konu bulamadım. Özgün makale yazmanın gerçekten zor olduğunu biliyordum ama bu kadar zor olacağını tahmin edemiyordum. En sonunda teakolik adlı blog yazarı abimin önerisiyle “Özgün içerik” hakkında bir yazı yazmaya karar verdim…   Devamını Oku…

Osmanlı Tokadı | Türk Sineması

Selam, ben Muhammet. 20 yıllık bir hayatım var. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat-Matematik bölümü 1.sınıf öğrencisiyim (hazırlıkda okudum). Bu blogda müzik, sinema kategorilerinin üzerine yoğunlaşarak bazen güncel bazen de nostaljik konularda yazılarımı paylaşacağım. “Bir yer olsa da içimde duranı yazabilsem” diye uzun zamandır muhafaza ediyordum seçtiğim bu konuyu. Konum film sektörü ve bizim şanlı tarihimiz. Konuma ilk destek nidamı vurguluyorum. Neden bizim tarihimiz filimleştirilmiyor sadece varlığıyla yetiniyoruz? Hatırlayın o 80′li yıllarda bi sürü Osmanlı filmi çekilmiş (Kara Murat‘tan Malkoçoğlu’na) ve de hemen hemen hepsi şu an itibariyle komik olarak nitelendirebileceğimiz bi kalitede seyirciye sunulmuştu (o zamanki imkan öyleydi, söylencek söz yok). Biz sahip olduğumuz tarihle sadece övünüyor ve başka ülkelerin de bilmesini sağlamaya çalışmıyoruz…  Devamını Oku…

Türkiye Ermenistan diplomasi maçı

A Milli Takımlar düzeyinde Ermenistan’la Türkiye ilk kez karşılaşıyorlar. Maç öncesinde sanki futbol unutuldu ve yerini diplomasiye bıraktı. Kimse maçı konuşmuyor. Alınan güvenlik önlemleri, bazı Ermeni gurupların protestoları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti vs. neredeyse maçı maç olmaktan çıkaracaklardı ki Fatih Terim’in “Tarihin yükünü omzumuzda taşıyamayız” sözleri bir nebze olsun bunu engelledi. Ama ben maçın siyasi yönünü değil beni ilgilendiren yönünü yani futbolu konuşacağım…
Türk Milli Takımı kadrosu açıklandığında medyada duyurulan muhtemel 11’le aynı idi. Takımlar sahaya çıktı ve maç başladı. Daha henüz maçın 4. dakikasında Mevlüt’ün Semih’e indirdiği top Türkiye’nin oyun şablonunu ortaya koydu, hava topları. Bence Türkiye havadan da oynasa yerden de oynasa bu takımı yenerdi. Ermenistan’ı küçümsediğim için söylemiyorum. Sonuçta bu takım kendi evinde Portekiz ve Polonya gibi devlere yenilmemiş. 8 maçta kalesinde 4 gol görmüş bir takım. Ancak Türkiye bu tür siyasi maçları hep kazanmasını bildi(17 Temmuz 2007’deki Yunanistan maçı). Maça dönecek olursak ne kadar Trt1’in yorumcusu ilk yarıdaki Türk Milli Takım’ını beğenmese de Mevlüt bulduğu o iki net pozisyonda biraz daha becerikli olabilse ilk yarı sonunda soyunma odasına en az 1 farklı galibiyetle gidecektik. Ancak ilk yarıda şu ayrıntı gözüme çarptı. En büyük kozlarımızdan olan Arda maçta yok gibiydi. Ben bunu Skibbe’nin Kewell’ı takıma monte etmek için Arda’yı sağ kanada çekmesine bağlıyorum. Ancak 2. yarıda Arda yerini tanımış olmalı ki takımın en iyileri arasında yer aldı. 2. yarı başladığında herkes milli takımımızdan gol bekliyordu. Devamını Oku…

4 büyük hep büyük mü ?

Selam ben Samet. Yeni yazarınız. Kocaeli Üniversitesi 1. sınıf öğrencisiyim, bölümüm ise kimsenin anını sanını duymadıgı ama bence işe yarayan bir bölüm.  Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği…
Bu benim ilk yazım. Biraz tecrübesizim ama sizlerinde desteğiyle (70 milyonun desteği arkamda :) ) ve yardımlarıyla bu süreci çabuk atlatacağımı düşünüyorum. Ben sporla (özellikle futbol ve basketbol) ilgileniyorum. Bu nedenleki yazılarım daha çok sporla ilgili olacak. Tabi bazen de güncel konularla ilgili yazabilirim. İlk yazımda futbolda genel bir konuya değineceğim. 4 büyük… Niye 4 tane. Sadece 4 takımmı var bu ligde? Sadece şampiyonluk alan takımlarmı ‘büyük’ kelimesini hakediyor. Bence yanlış. 2007-2008 sezonunda herkes gördü ki Sivasspor şampiyon olamasada herkesin gönlünde büyüdü. Kocaman oldu hatta. Şimdi Sivasspor 5. büyük olmayı haketmedimi? Bence varsa 1. 2. 3. 4. Sivasspor da 5. büyük ki geçen sene 4. oldu. Kayseride 6. büyük. Gaziantep, Denizli, Bursa, Ankaragücü… Bunların hepside büyük.   Devamını Oku…