Olur Böyle Vakalar (!) Fatih Hoca Yakalar

Bir önceki ‘Da Belçika Şifresi’ adlı yazımda belirtmiştim. Bu takımın duran toplarına dikkat etmeliyiz. Eminim futbolcularımız bunu benden iyi biliyorlardı. Ancak Tuncay’ın sakatlanması duran toplardaki adam paylaşımında problem yarattı ve bir gol yememize mal oldu. Yine de ben 2 gol hatta 3 gol atacağımıza inanıyordum. 2008 Avrupa Şampiyonası’nda takımın yarısı sakattı. Ama sakat oyuncunun yerinde oynayan oyuncu en iyi performansını gösteriyordu. Dünkü maçta ne Aurelio’nun yerinde oynayan Mehmet Topal başarılı olabildi ne de Tuncay’ın yerine giren Halil ki Tuncay’ın görevini 12. dakikadan sonra Semih üstlendi fakat o kadar başarılı olmasını beklemek insafsızlık olurdu. Çünkü ne kadar Fenerbahçe’de ki yeni görev yeri orası olsa da 2 haftadır ilerde tek forvet olarak hazırlanıyordu. Ve bu maçada öyle çıktı… Devamını Oku…

Da Belçika Şifresi

Türkiye-Belçika maçı… Dünya Kupası elemelerinin 2. maçı… Stad Şükrü Saraçoğlu… 55 bin kişilik futbol mabedi… Hakem Stephane Lannoy, yardımcıları Fredric Cano ve Eric Dansault olacak. 20 maçta 1 kırmızı ve maç başına 4 sarı kart göstermiş. Bu istatistikler Lannoy’un sertliğe göz yuman bir hakem olduğunu açıkça belli ediyor. Hakeme itiraz dışında yapılan faullerin (çok sert olmamak kaydıyla) futbolcular için bir tehdit oluşturacağını sanmıyorum. Ancak Belçika Türkiye’ye göre faullü oynayan bir takım görüntüsünde. Zaten deplasman maçlarına kazanmak için değil, beraberlik için çıkıyorlar. Ben Belçika’nın ve Türkiye’nin son 8 maçına baktım. Belçika deplasmanda maç başına 2 gol yeme, 0.5 gol atma, Türkiye ise iç sahada 0.75 gol yeme ve 1.5 gol atma ortalamasıyla oynuyorlar. Yani biz bu maçta 1 gol yesek bile en az 2 gol atabiliriz. (Maç tahminim ortaya çıkmış oldu. 2-1 yada 4-2). Ama şuda bir gerçek ki istatistikler maç kazanmıyor…   Devamını Oku…

Türkiye Ermenistan diplomasi maçı

A Milli Takımlar düzeyinde Ermenistan’la Türkiye ilk kez karşılaşıyorlar. Maç öncesinde sanki futbol unutuldu ve yerini diplomasiye bıraktı. Kimse maçı konuşmuyor. Alınan güvenlik önlemleri, bazı Ermeni gurupların protestoları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti vs. neredeyse maçı maç olmaktan çıkaracaklardı ki Fatih Terim’in “Tarihin yükünü omzumuzda taşıyamayız” sözleri bir nebze olsun bunu engelledi. Ama ben maçın siyasi yönünü değil beni ilgilendiren yönünü yani futbolu konuşacağım…
Türk Milli Takımı kadrosu açıklandığında medyada duyurulan muhtemel 11’le aynı idi. Takımlar sahaya çıktı ve maç başladı. Daha henüz maçın 4. dakikasında Mevlüt’ün Semih’e indirdiği top Türkiye’nin oyun şablonunu ortaya koydu, hava topları. Bence Türkiye havadan da oynasa yerden de oynasa bu takımı yenerdi. Ermenistan’ı küçümsediğim için söylemiyorum. Sonuçta bu takım kendi evinde Portekiz ve Polonya gibi devlere yenilmemiş. 8 maçta kalesinde 4 gol görmüş bir takım. Ancak Türkiye bu tür siyasi maçları hep kazanmasını bildi(17 Temmuz 2007’deki Yunanistan maçı). Maça dönecek olursak ne kadar Trt1’in yorumcusu ilk yarıdaki Türk Milli Takım’ını beğenmese de Mevlüt bulduğu o iki net pozisyonda biraz daha becerikli olabilse ilk yarı sonunda soyunma odasına en az 1 farklı galibiyetle gidecektik. Ancak ilk yarıda şu ayrıntı gözüme çarptı. En büyük kozlarımızdan olan Arda maçta yok gibiydi. Ben bunu Skibbe’nin Kewell’ı takıma monte etmek için Arda’yı sağ kanada çekmesine bağlıyorum. Ancak 2. yarıda Arda yerini tanımış olmalı ki takımın en iyileri arasında yer aldı. 2. yarı başladığında herkes milli takımımızdan gol bekliyordu. Devamını Oku…

4 büyük hep büyük mü ?

Selam ben Samet. Yeni yazarınız. Kocaeli Üniversitesi 1. sınıf öğrencisiyim, bölümüm ise kimsenin anını sanını duymadıgı ama bence işe yarayan bir bölüm.  Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği…
Bu benim ilk yazım. Biraz tecrübesizim ama sizlerinde desteğiyle (70 milyonun desteği arkamda :) ) ve yardımlarıyla bu süreci çabuk atlatacağımı düşünüyorum. Ben sporla (özellikle futbol ve basketbol) ilgileniyorum. Bu nedenleki yazılarım daha çok sporla ilgili olacak. Tabi bazen de güncel konularla ilgili yazabilirim. İlk yazımda futbolda genel bir konuya değineceğim. 4 büyük… Niye 4 tane. Sadece 4 takımmı var bu ligde? Sadece şampiyonluk alan takımlarmı ‘büyük’ kelimesini hakediyor. Bence yanlış. 2007-2008 sezonunda herkes gördü ki Sivasspor şampiyon olamasada herkesin gönlünde büyüdü. Kocaman oldu hatta. Şimdi Sivasspor 5. büyük olmayı haketmedimi? Bence varsa 1. 2. 3. 4. Sivasspor da 5. büyük ki geçen sene 4. oldu. Kayseride 6. büyük. Gaziantep, Denizli, Bursa, Ankaragücü… Bunların hepside büyük.   Devamını Oku…