Neden Türkiye’de yabancı film çekilmiyor ?

Sinema da film izleyen bir kişinin o an ve o andan sonra sahip olduğu duygulardan bahsetmek istiyorum. Mesela şahsımız Miami, New York, Paris gibi herhangi bir yerde çekilmiş olan filmi izlesin. Eğer film hoşuna gitmişse ve de filmin çekildiği yer hakkında ki merakını gidermek isterse gideceği yer için seyahat bahanesi olabilir. Mesela benim filmlerde en hasta olduğum yer Hawaii, mekan güzel ortam cıvıl cıvıl… Hep de oraya gitmek 1 haftalık tatilimi doyasıya geçirmek isterim. Bu isteğimin temel sebebi ne sizce? Ben orayı çok mu iyi biliyorum yoksa filmde gördüm şeyler ile adeta reklamı yapıldı da ilgimi mi çekti?
Sinema bildiğiniz gibi reklamın en iyi yapıldığı yer ve kitleye ulaşmanın en kısa yoludur. Yani sözün en iyi dağıtıldığı mekan. Lafımı şuraya getirmek istiyorum. Neden Türkiye’de Hollywood imzalı ya da genel bir ibareyle yabancı film firmaları film çekmiyor? İşte bu sorunun tek cevabı var o da o ülkemizde ki yasalarda “Sinema Teşvik Yasası” diye bir kanunun olması gerekmekteymiş (Türkiye şimdilerde bu yasayı çıkartmaya çalışıyor). Yani film şirketlerinin önünde sayısız bürokratik ve yasal engel var. Film çekmeyi planlayan yapımcı filmdeki yer hakkında bilgi ediniyor ve de ona en uygun film sahası seçiliyor. Sadece bununla kalmıyor “Sinema Teşvik Yasası” nı gözetiyor.
Teşvik yasası nedir mi? Filmi çekecek şirkete cazip koşulların oluşturulmasıdır. Diğer ülkeler oldukça teşviklendiriyor yapımcı şirketleri. En büyük teşvikse vergi indirimi ve de birkaç ülkenin uyguladığı “geri ödeme” teşvikleri. Teşvik konusunda size birkaç tane örnek vermek istiyorum. . . Devamını Oku…

Olur Böyle Vakalar (!) Fatih Hoca Yakalar

Bir önceki ‘Da Belçika Şifresi’ adlı yazımda belirtmiştim. Bu takımın duran toplarına dikkat etmeliyiz. Eminim futbolcularımız bunu benden iyi biliyorlardı. Ancak Tuncay’ın sakatlanması duran toplardaki adam paylaşımında problem yarattı ve bir gol yememize mal oldu. Yine de ben 2 gol hatta 3 gol atacağımıza inanıyordum. 2008 Avrupa Şampiyonası’nda takımın yarısı sakattı. Ama sakat oyuncunun yerinde oynayan oyuncu en iyi performansını gösteriyordu. Dünkü maçta ne Aurelio’nun yerinde oynayan Mehmet Topal başarılı olabildi ne de Tuncay’ın yerine giren Halil ki Tuncay’ın görevini 12. dakikadan sonra Semih üstlendi fakat o kadar başarılı olmasını beklemek insafsızlık olurdu. Çünkü ne kadar Fenerbahçe’de ki yeni görev yeri orası olsa da 2 haftadır ilerde tek forvet olarak hazırlanıyordu. Ve bu maçada öyle çıktı… Devamını Oku…

Ruhum aynaysa, ruhuma nasıl bakabilirim?

Bir hoşgeldin yazısında benden olsun. Konu, metin editörünü açınca öylesine aklıma geldi. Ben aynaysam, peki ben kendime nasıl bakarım?
Açıklama gerektiren bir başlık. Çünkü benimde aklım karışıyor.
Kendi iç dünyamda hissettikerim ve çözümlediklerim, beynime sirayet edince ortaya karışık cümleler çıkıyor. Bu cümleler hislerimi ne kadar ifade ediyor bilemiyorum. Bunun için çok yazı yazmak ve doğru duygu için doğru kelimeyi kullanmak gerekiyor.
Diyelimki bizim kim olduğumuzu gösteren bir ayna olsun. O aynada ben olayım. Peki ben nereye bakıp kendimi görebilirim?
Herkesin kendi kişilik ve karakterini ölçebileceği bir terazi olsa. Bu teraziyi ölçen bir değerinde olması gerekmezmiydi.
Acaba terazi doğru mu? Ayna doğru gösteriyor mu?
Yaşadığımız dünya tamamen içinde bulunan insanların oluşturduğu sistemlerle dolu. Yani aslında insanlar olmasa , dünya şu andaki halde ve sistemde olmazdı. Para denen bir şey icat ettik, bunun için insanları öldürdük. Koca ormanları katlettik ve içine trafik lambası koyduk burdan geçmek yasak diye.
Dünyanın sadece bize ait olduğunu varsayarak istediğimiz gibi çarptık, kestik, biçtik ve yeni kurallar getirdik. Her getirdiğimiz yeni sistem var olan doğal sisteme ters düştü. Bunun getirdiği sonuçsa çok açık “Küresel ısınma”. Devamını Oku…

Da Belçika Şifresi

Türkiye-Belçika maçı… Dünya Kupası elemelerinin 2. maçı… Stad Şükrü Saraçoğlu… 55 bin kişilik futbol mabedi… Hakem Stephane Lannoy, yardımcıları Fredric Cano ve Eric Dansault olacak. 20 maçta 1 kırmızı ve maç başına 4 sarı kart göstermiş. Bu istatistikler Lannoy’un sertliğe göz yuman bir hakem olduğunu açıkça belli ediyor. Hakeme itiraz dışında yapılan faullerin (çok sert olmamak kaydıyla) futbolcular için bir tehdit oluşturacağını sanmıyorum. Ancak Belçika Türkiye’ye göre faullü oynayan bir takım görüntüsünde. Zaten deplasman maçlarına kazanmak için değil, beraberlik için çıkıyorlar. Ben Belçika’nın ve Türkiye’nin son 8 maçına baktım. Belçika deplasmanda maç başına 2 gol yeme, 0.5 gol atma, Türkiye ise iç sahada 0.75 gol yeme ve 1.5 gol atma ortalamasıyla oynuyorlar. Yani biz bu maçta 1 gol yesek bile en az 2 gol atabiliriz. (Maç tahminim ortaya çıkmış oldu. 2-1 yada 4-2). Ama şuda bir gerçek ki istatistikler maç kazanmıyor…   Devamını Oku…

Özgün içerik nedir? Nasıl oluşturulur?

Merhabalar. Bende diğer yazarlarımız gibi kısaca kendimden bahsetmek istiyorum. 19 yıldır Burak Budak olarak hayatına devam eden ben şu anda Kocaeli Üniversitesinde Jeodezi ve Fotogrametri mühendisliğinde okuyorum. Bilgisayar, internet ve fotoğraf çekmek en büyük ilgi alanlarımdır. Kendimi bu yönlerde geliştirmeye çalışıyorum. Bu blogda daha çok ne yazacağıma karar veremesemde genelde internet ve bilgisayar konularında ağırlıklı yazılar yazacağım.
İlk olarak ne yazsam diye çok düşündüm, çünkü yazacağım şey benim düşüncelerim olmalıydı yani özgün olmalıydı. Çünkü özgün makaleler her zaman için internet dünyasında iyi bir yer edinirler. Bu blogda da elimizden geldiğince özgün yazılar yazmaya çalışacağımız için (bkz. İlk yazı herşeyin başlangıcıdır) benim yazacağım konuda kesinlikle özgün olmalıydı. Gerçekten çok araştırdım, bir çok arkadaşıma sorular sordum ama yazabileceğim kalitede bir konu bulamadım. Özgün makale yazmanın gerçekten zor olduğunu biliyordum ama bu kadar zor olacağını tahmin edemiyordum. En sonunda teakolik adlı blog yazarı abimin önerisiyle “Özgün içerik” hakkında bir yazı yazmaya karar verdim…   Devamını Oku…